31 Aralık 2009 Perşembe

The Final Victory

Aylardır sizlere yazamıyordum özellikle de kendime yazamıyordum...Ne vaktim ne de bloguma bakacak yüzüm vardı.Şimdi de durum pek değişmedi ama bu ayrılığın bitmesi gerekiyordu :-))

Bu blogun açılışı geçen sene bu zamanlardan bir kaç ay öncelere dayanmakta, sonu ne zaman gelir bilmiyorum.Yazının başlığı ile ne alaka bu yazdıkların dediğinizi duyuyor gibiyim hemen izah edeyim. Malum yıl başı herkes eğlencenin göbeğinde iken senin ne işin var bilgisayar başına be hancı diyorsunuz ama olsun on yıllarca ömrümde (sadece 2 tane 10 yıl görmüş olsamda) yıl başı kutlama adetim yoktur.Malum ıhlamur ağacının dibinde doğmuş bir bünyedir bu.Aslında yıl başı diye bir kavramım var ama bu 1 ocak değil. İsa'nın doğumunu protesto ettiğim yok buyursun gelsin yıl başı.Yanlış anlaşılma olmasın.Hristiyan tanıdığım yok ama olsun :)

Lakin benim yıl başı anlayışım birazcık farklı sizlerden.Ne müslümanlar gibi hicri yılbaşını ne de hristiyanlar gibi miladi yıl başını kutlarım aslında böyle bişey düşünmüyordum bile
20 yıldır da kutlamıyordum ya artık kutlacağım.Tarihini bir ben biliyorum benden başka olan herkesin ise tahmin hakkı mevcut tuttursanız bile söylemem o da ayrı husus

Çünkü Ben 20 yıldır kabuğumda yaşıyordum.hatta 21 diyelim.Kabuğum korunaklıydı,kabuğum sağlamdı,kabuğum güçlüydü,kabuğumun gayet iyi network ü vardı, kabuğumun kuralları vardı,doğruları vardı kabuğum iyiydi hoştu sağlıklıydı ama dardı...

Artık kabuğumu taşımaktan da yorulmuştu bu beden.kabuk matristi bende içindeki sıvı faydalıydım belki,belki de zehirliydim bilinmez, ama kabuksuz yapamam sanıyordum.kabukmu yoksa içindeki mi daha önemliydi.hayatımın sürmesini sağlayan hangisiydi öz mü kabuk mu?bilemiyordum test edicek cesaretimde yoktu.çünkü kabuksuz öleceğimi söylediler bana kabuklu doğduğumu ve ondan çıkmanın ihtihar olduğunu...

Tereddütler yaşarken kabukta bir çatlak açtım kaderin destekleriyle pek fazla seçeneğim yoktu işaretleyecek A mı B mi diye sordu.Hep sağdakini seçtim B yi yani bu sefer de A yı seçelim dedim.Her seçim bir vazgeçimmiş ya.Vazgeçtim bazı şeylerden...

önce beylik laflarımı kaybettim,uğruna bi süre dövüştüğüm ideallerimi,en önemlisi hayatın hakikatlerini savunan surlarla irtibatımı kaybettim...
Mükemmel olmasada beğendiğim ahlakımı bir nebzede olsa kaybettim ve her zaman beni rahatsız eden itaatimi kaybettim.İtimatımı da tabiki Hem O'na hem diğerlerini...

Haliyle kapkaranlık yalnızlıkta kaldım Ar'af da gibi...Yanımda bazı suretler de vardı oysaki fiziksel olarak yalnız değildim. eski günlerden kalan ışıklarıyla çamura bulanmış üç beş suretti bunlar.

Kaybettiklerimi az çok biliyordum da neler kazandığımı hala bilemiyordum.Hergün biraz daha yozlaşıyordum etraftaki kasırga nedeniyle ama yaşıyordum ölmemiştim.Demek ki kabuk değil öz müş mühim olan bunu öğrendim ilk başta.Kullara itaat etmeden de kul olunabileceğini idrak etmem kabukdan ayrı geçirdiğim 3.ayımda gökyüzüne hayran hayran baktığım bir anda dank etti.Gözümün önündeydi ama görüşüm kapalıymış hala kabuğu suçlarım bu hususda.Özgür bir hamamböceği olmayı hayal etmeye 2006 ekiminde başlamıştım.Özgür bir hamamböceğinden çok daha fazlasıymışım bunu öğrenmem bir itirafla oldu kabuksuz geçirdiğim 5.ayda. yüzüme itiraf edilmişti.(Bu devirde itirafını bile arkadan yapanlarda var o sebeble yukardaki cümle yazıldı yazım yanlışı yoktur.) hemde Başka yetkili bir hamamböceğinden...Aslında o kabukta hamamböcekleri yoktur pek ama hepsi 26 plakayı mı seçmişti göçmek için :-))

tesadüf diye bişey yoktur tevafuk diye bişey vardır derler eskiler...Bende pek yeni sayılmam bu sebeble haleflerimin sözüne katılıyorum...

Kabuksuz yaşadığım 10.aydı.Korunaksızdım.Rüzgar estikçe göklere değil toprağa bakar bi haldeydim.Kabuğumun yokluğundan doğan boşluğu doldurmaya çalışıyordum önüm arkam sağım sola sobee diyip gözlerimi açıyordum karanlığa... suretlerde vardı civarda hemde epey karanlık suretler haliyle göremiyordum suretleri bu sayede hep ebe oluyordum.Dipnot Ebeler kutsaldır :-) şöyle cix bi kabuk bulursam tekrar bir ağırlığım olacaktı ki öz kütleden mütevellit olmayan bir ağırlık,hayatı daha da yavaş yaşatabilecekti bana.Boşluk doldurma çalışmaları için oradan oraya savrulurken hani derler ya ES-KAZA bir yere gittim ve bir şey gördüm...

Kabuğumu bırakmamın hikmetini o an anladığım meğer kader beni bir şeylere hazırlıyormuş.Çok aleyhinde konuştum pişmanım ama iş içten geçti.Meğer kader beni kabuktan sıyırarak bişeyin peşinde koşturmaya hazırlıyormuş...Uğrunda koşturmaya değer bence sizin içinse değmez.Ama bu konuda kimsenin fikrini takmıyorum beyler bayanlar bilesiniz.Bu koşturmaca bir ihtimalin peşinde bir kalemde egonu silme koşturmacası,yaşama değil yaşatma mücadelesi bu.Acun'unun programında kutusuna ısrarla gidermişcesine bir koşturmaca...Önüne çıkanlara yok'um abi diyebilme koşturmacası.Ne çıkar kutudan bilinmez ama olsun ben kutumu seçtim ya bu da yeter.işte benim Final Victory'im...

bu bana yeter çünkü KADER bizim seçimlerimizle ilerliyor.Seçim yapmak direksiyon bende demektir.Bu cümle cüz-i iradeyi izah etmede en çok kullanılan örnekte geçen konuya dairdir.Merakını celb edenlere buyrun google amca...Löp et yemeğe alışmayın azcık uğraşınca yemesi daha keyifli...

Bu koşturmaca yorucu ama olsun.Bir sanatçı (sanatçı diyorum o kişi için çünkü harbiden sanatçı) der ki 'yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var.' işte ben yaşıyorum arkadaşlar.Ve yaşamaya başlamak için seçtiğim o günü kutluyorum yılbaşı diye.

Çünkü seçtim.O günü de ben seçtim yılbaşımı da ben seçerim.Burada soruları ben sorarım gibi oldu ama olsun.
Seçmeye cesaretim olmadığı gün ölmeye hazırım demektir.Demek ki şimdilik ölmüyoruz hobaa iyiymiş lan bu :D dükkan benimmiş gibi yazıyorum bu akşam,sabaha dükkanımı alabilir ama olsun.

Bu arada ifade kıtlığımı ve paslanmışlığımı mazur görün hayli vakit geçti çünkü.Geçen zamanlarla Bünyeye birazcık KROM dahil etmek gerekiyormuş ki paslanmayalım bunu anladım.Bu sandığın Cr elementi olan krom değil tabiki İşte benim KROM um.

K-karar verirken
R-radikal
O-olmadan
M-mutlu olunmazmış.

Esenlikler dilerim.Bu devirde pek yok ama olsun şayet denk gelirseniz 150gr alın yanınıza tuzlu fıstık niyetine arada atmak lazım ağızdan içeri.

Son bişey.Alkolle temasa geçen kitleye 'limon suyu-maden suyu ve tuz' kombinasyonunu önerim ertesi sabah için iyi gelebilir mideyi toplar' hiç içmemiş olsam da ömrü hayatımda.Oranlar şöyle 1 adet limonun suyu 1 çay kaşığı tuz kalanı da maden suyu...Damak kaldıysa tabiki damak zevkinize göre oranları kendiniz SEÇEBİLİRSİNİZ pek tabiki.

Eşşekten düşeni eşşekten düşen anlar ama olayı görenin de belki bi fikri olabilir diye yazdım.

Bu yazıyı okuduktan sonra işte yeni yıl dileğiniz.Sonuna kadar okumayana yok bundan :-)
İşte BU YIL SEÇMEK ten korkmayın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder