27 Ocak 2010 Çarşamba

Yeşil ve Pembe Gökyüzü

Öncelikle şu müziği bi açın. Eternal Sunshine of spotless mind soundtrack music video yazın youtube...açtınız mı? yazıyı okumaya başlayabilirsiniz demektir.

Saat 00.45 civarı ,finaller bitmiş hayatına sükunet inmiş bir halde evcağızımda film izlemekteyim.Filmi kesinlikle duymuşsunuzdur 'Eternal Sunshine of Spotless Mind' dublajcılar için enfes çevirisini yazayım 'Sil Baştan' (el oğlu 29 karakter yazmış bizimkiler 9 karakterle işi çözmüşler anasını satayım! )
Son part a gelindiği an, duştaki arkadaşın elektrikli şofbenin sıcaklık ayarlayıcısını 3.kademeye getirmesiyle şalter atar ve elektrikler gider.Odanın zifiri karanlık olmasını beklerken gayet aydınlık görünce şaşgınlık hissi vuku bulur zihnimde.Tesadüfen açık olan penceremin perdesinden göklere doğru baktım. Malum her daim göklere bakacak yüz olmuyor bendenizde gökyüzü pespembe hayatın gerçeklerine inat güler gibi pespembe...Yüzümde açan gülücükle adrenalin salgısı başladı vücutta...Eee napaydım çıktım dolaşmaya tabi Yarın yolculuk var moraller perperişan.memlekete dönmek tanıdık yüzlerle gülüşmek hoş tabi ama...
İŞte o ama yüzünden var bi burukluk napalım elde değil.Amaya ulaştım Avea sponsorluğunda henüz geç değilken.Ve kışları kardan adam yapan çocuklar neşesiyle çift kat giyindim elbiselerimi en üstede Hazreti Palto...Malum ağırdır kendisi, ketumdur, efendidir... benim olamadığım ne varsa hepsi onda mevcuttur.İşte o paltoya dayadım sırtımı bi kez daha ve çıktım yola.Gökyüzü pespembe ve kar ritmik ama hızlı bir şekilde yağıyor.Yollar arşınlanır tez bir şekilde sonu sıcak,sonu yeşil,son güzel diye.
Varılacak yere varılır donmamaya şükredip etrafı kolaçan ederek...Olası bir enselenme ihtimaline binaen saksıyı çalıştırmaya devam edilir.Gökyüzü hala pespembe,kar yağışı hala tam gaz devam...
Ve o an gelir.Soğuğa değmiş,paltoyu bembeyaz yapmaya değmiş,morarmış dudaklarıma değmiştir zira gaye hasıl olmuş.Kalp huzurla dolmuş üstelik Hiçbir alkol tüketimi yapmadan beyin iflas ettirilmiştir daha ne olsun bre :-)
Offf Beynim zonkluyor gök yeşil, yer yeşil paltom bile yeşil...Ah yeşil ne güzel renk öyle...yaklaşık 74 saniye baktım ve artık herşey yeşil...
Dikkati toplayıp esas duruşa geçiyorum kar taneleri altında.Sol kolum sağ dizimin 10cm üstünde yere parelel dururken sol dizim kar a değiyor.Eldivensiz morarmış ellerimi ceplerimden çıkarıp kara tahtaya yazı yazan öğretmen ciddiyetiyle çiziyorum...(Çizim işlemine girersem 5 sayfa olacağı için şuh zekalı ve meraklı bir genç çıkarsa mail atsın!!! ne çizin abi sen diye? )
Çizim bittiğinde nerede olduğumu,ne yaptığımı,saat kaç olduğunu ve tarihi hatırlamak için bir nefeslik müsade alıyorum hayattan.
son bir gayretle ayağa kalkıyorum gayretle çünkü orada o karın üzerine yatıp ölmeyi isterdim...Gözlerim göklere doğru yelken açmışken ama gayret ettim niyeyse ölüpde milleti telaşa sokmamak için olabilir.Ayağa kalktım yüzüm kıbleye dönmüşcesine vakur, saçlarım bembeyaz olmuş... ihtiyar bi delikanlı gibiyim.Son bir gayretle tekrar başımı kaldırdım...Yine yeşil yine yeşil.Artık başım dönüyor postu sermeden uzamak icab ediyor demek ki. Naş truzimin sayın yolcuları anonsunu işitiyorum muavinden.Yüzümü + yönde 135 derece döndürüyorum bedenimle beraber ( saat yönünün tersini pozitif kabul ediniz.) hipotenüs üzerinden olay mahalini terk ediyorum koşaradım.Çizilen sembolün masumiyetine tezat bir arsızlıkla ve gururla atıyorum adımlarımı çünkü ben bu işi gecenin 01.00 inde bile bile isteye isteye yapıyorum...
Bahçeden ayrıldıktan sonra ellerim ceplerime uzanıyor.Ceplerde yapılan ilk içtimada yok çıkıyor arananlar .Malum beyin iflas...Dakikalarca kafa ütüleyebilen ben adımı söylemekten aciz bir haldeyim....teftiş işi omuriliğe devrediliyor.Hafif cazırtılı da olsa sazı eline o alıyor.ilk evvela mont mıntıka temizliğine tutuluyor kaş göz siliniyor eller ovuşturuluyor ve nihayet bizim kaçaklar ele geçiriliyor.
Üç kişi kalmışlar, ayrık düzen yayılmışlar koğuş boş tabi...biz üç kişiydik şarkısını söylerlerken keyifle birini boynundan tutup diğerlerinden ayırıyorum. Eskilerde bir yarışma vardı.Sunucu değiştir dediği zaman şarkıyı değiştirmek zorundaydı yarışmacılar aynen onun gibi şarkı değişiyor.Ölen ölür Kalan sağlar bizimdir...Dadaloğlu demiş vaktiyle bunu. ülen elin ingilizleri nerden biliyorlar.bak hele o ayrı bi husus.
Neyse yokuş yukarı çıkarken bizim telefon 'abi haberler var sana açsana be abi' diyor.Keyfim yerimde açıyorum.üç beş satır konuşup vaziyetin izahından sonra gramer olarak gayet basit.Anlam olarak derinliğini ölçemediğim bir cümle işitiyorum...
Telefonu kapadıktan sonra şu kadarını söyleyebiliyorum

1 özne ve 1 yüklem bu kadar mı yakışır arkadaş gecenin pembeliğine ve kar yağışına...

Bu gecelik bu kadar yarın yol var.
Naş Truzim iyi yolculuklar diler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder